
Sıradan bir kaç günde yaşanan 3 rezalet
Medyada, okulda ve sinemada rezalet.. Ahlak kurallarının 'Burası şurası...' diyerek eritilmeye çalışıldığı şu günlerde dikkat çeken 3 rezalet... |
| Â |
Emrah İriç'in yazısı admin@emrahiric.com emrahiric@gmail.com Medyada rezalet Doğan Grubu'nda etik ve ahlak değerlerinin ne kadar önemli olduğunu tartışmak bize düşmez. Ancak Münih'teki Bira festivalini övgü dolu sözlerle vermesi düşündürücü... Su gibi içtikleri biraların etkisi ile kendilerinden geçen, artık sınır mınır tanımaz hale gelen, ne yaptığını bilmeyen, -insanlıktan çıkmış- insancıkların hallerini 'böyle eğlendiler' diyerek okurla paylaşmak ne derece doğru. Hatta daha ileri giden Radikal bu haberle ilgili öyle bir başlık kullandı ki.. Başlık resmen haberi yapan muhabirin arzusunu taşıyordu: Ellerinde kocaman bira dolu bardaklar, edep sıfır bir resim, resmin üstünde Radikal'in radikal başlığı: 'Şimdi Münih'te olmak vardı!' Mevzu alkol alıp almamak değil, mevzu alkol alan ya da almayan da değil. Herkes kendi hayatını yaşar. İnanır içmez, inanır içer... Herkes herkese benzeyecek değil! Benzememeli de! Renkler olmalı elbet! Ancak unutulmaması gereken çatımız! Geçmişimiz! Bizi biz yapan, bizi koruyan kültürümüz! Hepsinin uyması gereken ana kural bu! İşte 'Şimdi Münih'te olmak vardı' başlığını atan o muhabir arkadaş ve o zihniyet bu kuralı hiçe sayıyor! Bu tarz habercilik bizi de bozar, sizi de... ! Okulda rezalet AÖF bütünleme sınavı sonuçları açıklandı. Bütünleme sınavına giren öğrencilerden biri de bendim. 11 ayın sultanı Ramazan ayına denk gelen sınav gününde karşılaştığım bir olayı istemeye istemeye sizlerle paylaşıyorum. Tarih 5 Eylül, mübarek Ramazan günleri... Hava sıcak mı sıcak! İstanbul'da bir üniversite, Öğrenciler sınavda... ÖSYM tarafından görevlendirilmiş gözetmenler yani o okulun hocaları ise hoşgörüden nasibini almamış, Anadolu edebinden adabından görmemiş... Öğrenciler ter dökerken gözetmenler ellerinde çay bardakları, fokurdata fokurdata içtiler çaylarını! Tutanı var tutmayanı... Herkes tutacak diye bir kural yok. Ama tutmayan tutana, tutan tutmayana saygı göstermek zorunda! Bu topraklar böyle öğretmedi mi Ermenisine de Yahudisine de Rumuna da Müslümanına da... Benden yaşça hayli büyük Ermeni bir abime anlattım olanı, şaşırdı, bir anısını paylaştı benimle. Dedesi Ramazan vakti elinde ekmekle evden dışarı çıktı diye kendisini azarlamış ve demiş ki: "Müslümanlar oruç tutuyor, ayıptır, saygılı olalım" Şimdi çıkarda birileri bunun adını mahalle baskısı koyarsa şaşırmayın! Görmeyenler bilmez Anadolu edebini... ! Diyor ya Müslüm Gürses, 'Biz böyle gördük babamızdan... ' Sinemada rezalet Veba isimli Amerikan yapımı bir film şu sıralar vizyonda. Korku filmi severlere bu filmi izlemeden önce hatırlatalım, film +18 ve korku filmi beklentinize pek cevap veremeyebilir. Çünkü 'korku'dan çok dram öne çıkmış. Yer yer bazı sahneler yüreği cız ettiren türden… Vebanın insanları ve aile bağlarını nasıl yok ettiği üzerinde durulmuş daha çok. Tam da bu filmi izlediğimin ertesi günü (21 Eylül) Ekrem Dumanlı 'NEREYE GİDİYOR BU ÜLKE?' diye sormuş köşesinde… Münevver Karabulut cinayeti bağlamında şu cümleler çok dikkat çekici, şimşekler çaktırıyor adeta: 'Bu feci gidişatın laiklikle, dindarlıkla sınırlı olmadığı da aşikâr. Yangının alevleri gökleri yalıyor. Ateş düştüğü yeri yakar derler. Bu ateş herkesin evine, herkesin bağrına düşebilir. Çünkü büyük bir ruhî bunalımla karşı karşıyayız. Tatminsiz gençlerin hayata tutunacağı manevî bağlar çoktan hâk ile yeksan olmuş durumda. Siyaset üzerine yapılan gevezelikler, asıl tehlikeyi görünmez kılıyor. En dip noktalardan dalga dalga yükselen cinnet, bizi kendi kültür dünyamıza, o dünyadaki aile değerlerine, komşuluk bağlarına yeniden çağırıyor. İçki ve uyuşturucunun ortaokul seviyesine kadar düştüğü bir ülkeden bahsediyoruz ve bu ülkenin adı Türkiye. Manevî bağlarımızla ilgili bazı komplekslerden sıyrılma, kendimize dönme zamanı geldi geçiyor. Aynadaki aksimizden korkarak girdiğimiz korkunç bir yolda gerekli tedbirler alınmazsa (Allah korusun) daha çok C.G. göreceğiz...' 'Ben evladımı iyi yetiştirdim, evladını iyi yetiştirmeyen anne babalar düşünsün' demeyin, Allah korusun, komşuda pişenin kokusu ya kapıdan ya camdan ya da damdan bacadan girer evimize.. Bu sorun herkesin hepimizin sorunu… Ekrem Dumanlı’nın da dediği gibi 'Aynadaki aksimizden korkarak girdiğimiz korkunç bir yolda gerekli tedbirler alınmazsa daha çok C.G. göreceğiz...' ALLAH KORUSUN! BU yazıyı Veba filminden bahsederken neden sizlerle paylaştım onu da hemen belirteyim; Film için cevahir AVM’ye gittik; arka koltuklardan film boyunca gürültü, anlamsız gülmeler eksik olmadı, kafamızı arkaya döndürdüğümüzde öndeki koltukların üzerine konmuş ayakları ve o ayakların sahiplerininse liseli öğrenciler olduğunu görünce Ekrem Dumanlı’nın sorduğu bu soru o an benim aklıma gelmişti. 'Nereye gidiyor bu ülke?' Hemen ertesi gün bu soru Dumanlı’nın köşesinde… Acil o analar babalar anne-baba anlayışlarını çek etmezlerse, devlet de buna öncülük etmezse vay halimize…
|





Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.