
Bölgenin ilk egemen halkı Halip,Kolk ve Kokur lar'dı.Bölgede daha sonra Tibarenler ve Mosklar M.Ö. 8. yuzyıl sonlarına kadar Büyük Kapadokya'nın Güneydoğu Bölgesinin hakim unsurlarını teşkil ediyorlardı. Bunlar Kimmer-İskit akınları sırasında Pont Kapadokya'sının dağınık bölgesine sığınmışlar sonraki yıllarda da sahil ve iç kesimlerine yerleşmişlerdir.
  Kalipler ve Mitridatlar en kuvvetli çağlarında demir madenlerini işletiyorlardı.Bu madenler Ordu ve Giresun topraklarında çıkartılıyordu. Ordu'ya ait Çambaşı Yaylası'nın bazı mıntıklarında ve Korgan'da Tartarcık Köyü sınırları içersinde bulunan ve halen de yine maden ormanı ile anılan mıntıkada ve Korgan'ın bazı yaylalarında ve özellikle Yalman civarında demir cüruflarına ve işletilmiş maden yataklarının izlerinin bulunması Kalipler'in ve Mitridatlar'ın M.Ö 12.yüzyılda buralarda yaşadıklarını göstermektedir
 Bu kavimlerin bir kısmı vaktiyle ovalarda yaşayan kuvvetli ve az çok medeni topluluklara mensuptu. Birbirini takip eden istilalar dolayısıyla eski yurtlarından ayrılıp yavaş yvaş kuzeye çekilmiş, sahil boyunca uzayan dağlar arasındaki vadilere yerleşmişler araziden de azmi şekilde yararlanarak çıkılması güç kayalar üzerinde barınaklar ve mağaralar açarak buralarda yakınlarındaki kavimlerle de temasları kesildiğilden git gide barbarlaşmışlardır. Korgan ilçesinin muhtelif bölgelerinde bu gibi suni barınaklara rastlamak mümkündür. Yalman'daki Yalman Kayası ve şu anda ağzı kapalı durumda olan mağaraları, Karakoyunlu Mahallesi'ndeki kayalık bölge ve burada bulunan mağaralar, Tatarcık Köyü sınırları içersinde bulunan Kala Kayası ve mağara bunlar arasında sayılabilir.
Persler devrinde 1. Daryus'un M.Ö. (522-485) bu toprakları idare edebilmek için Satraplıklara ayırdığı ve dört adet biirinci derecedeki Satraplıktan biri olan Pont Kapadokya'sı Korgan topraklarını içine almış oluyordu.
Pont Kırallığı'nın çeÅŸitli deÄŸiÅŸikliklerine de maÄŸruz kalan bu bölge üç asıra kadar yine bu kırallıkla idare edilmiÅŸ 1. Polemon'un hükümet merkezini Fatsadan biraz doÄŸuya kaydırarak bugünkü Bolaman'a yerleÅŸmesi ile devam etmiÅŸtir. Korgan'ın Terzili Köyü topraklarından doÄŸarak Bolaman mevkiinden denize dökülen ırmak adını 1. Polemon'dan almıştır.Â
  Anadolu Selçuklu Devleti'nin Kösedağ Savaşı'ndan sonra parçalanması ile Sivas ve çevresi 1327-1380 yılları arasında hüküm süren Eratna Beyliği ve bu beylikten sonra kurulan Kadı Burhaneddin Devlet'i zamanında da Ordu ilinin yayla bölgeleri gibi Korgan topraklarının büyük birkısmıda Kadı Burhanettinin idaresine geçmiştir. Kadı Burhaneddin Devleti'nin son yıllarına doğru Mesudiye bölgesinde kuvvetlenen ve Kadı Burhaneddin'e bağlılığını sürdüren Hacıemiroğlulları'ndan Süleyman Bey'in, Niksar'da hükümet kuran Taceddinoğulları ile yaptığı savaş neticesinde Taceddinoğulları malüp olmuş bu suretle Korgan'ın Niksar'a yakın kısımlaryla Niksar ve çevresi Süleyman Bey'in idarsi altına girmiştir. Ancak bu durum fazla devam etmemiş Yıldırım Beyazıt 1398 yılında Sivas, Canik (Samsun) ve Ordu topraklarına girerek bu bölgeleri Osmanlı Devleti topraklarına katmayı başarmıştır.Bu durum karşısında Hacıemiroğulları bu topraklarda eski derebeyliklerine devam edemeyeceklerini anlayarak Timur'a sığınmışlardır. Korgan ve çevre toprakları bu tarihten sonra tamamen Osmanlı idaresi altında kalmıştır.
   Korgan Fatsa'nın bir bucağı olarak yıllarca varlığını devam ettirdikten sonra 1 Haziran 1958'de belediye, 1 Nisan 1960 Cuma günü de kaza yapılarak ilçe merkezi haline getirilmiştir
Korgan ilçesi kuzeyinde Fatsa, güneydoğusunda Aybastı, güneybatısında Niksar, kuzeybatısında Kumru ilçeleri ve onlara bağlı köylerle çevrili Ordu iline bağlı bir ilçedir.1960 tarihine kadar Fatsa ilçesine bağlı bir nahiye durumunda iken bu tarihten sonra TBMM'nin aldığı bir kararla ilçe merkezi haline getirilmiştir.İlçe merkezinin denizden yüksekliği 700 metre olup merkeze bağlı 9 mahalle ve 17 köy vardır.
KORGAN'IN COĞRAFİ DURUMU
YÜZEY ŞEKİLLERİ
  İlçe yüzey şekilleri bakımından dağ ve tepelerden oluşmaktadır.Yer yer 1000 metreye varan bu tepelerden başka zirveleri 2000 metreye varan dağlardan meydana gelmiştir.Düz arazi yok denecek kadar azdır.Varolan düz arazilerin büyük çoğunluğu yayladadır.Eğimin fazla olması nedeni ile buradaki akarsuların rejimleri düzensizdir.Mevcut olan derelerde su ilkbahar ve sonbaharda azami dereceye ulaşır.Yazları ise bu derelerin bir çoğu kuruma tehlikesi ile karşıkarşıyadır.Tüm bu dereler iki ırmakta toplanır.Korgan'ın batı kısmında bulunan Fizme Irmağı, batı bölümünün suyunu toplayarak Elekçi Irmağını meydana getirmek suretiyle Fatsa'nın hemen batısından denize dökülür.İkinci ırmak ise İlçenin en yüksek köylerinden olan Terzili Köyü'nden doğarak doğu bölümündeki tüm dereleri toplayarak ilçenin köy ve mahallelerinin tam ortasından geçer ve Bolaman Irmağı'nı meydana getirir ve yine Fatsa'nın hemen doğusundan denize dökülür.Bu ırmaklarla birleşen ve arazinin meyilli olması nedeniyle boyları kısa, akışları şiddetli,rejimleri düzensiz birçok dere mevcuttur.
  2000 metreden başlayarak aşağılara inen bu sert yamaçlarda birçok vadi olduğu gibi vadilerin yamaçlarını ve ufak tepelerini yer yer kesif ormanlar kaplamaktadır.Bu ormanları teşkil eden başlıca ağaçlar ise:gürgen, kestane, kayın, ve kızılağaçlardır.
  Korgan'ın yaşayışı üzerinde mühim bir yeri olan yaylalar da önemlidir. Nisan-Mayıs aylarında halk hayvanlarını alarak, hayvanları için otundan faydalanmak ve kendileri için de temiz havayı teneffüs etmek maksadıyla yaylalara giderler.Belli başlı yaylaları: Turnalık, Göltepesi, Kabaduzla, Karagücük, Korgan Obası,Tepealan Yaylası,Kürtünlü Yaylası olarak sayılabilir.
  İlçede yerleşim sahaları tüm Doğukaradeniz'de olduğu gibi dağınık bir özellik gösterir.Köyler bazen birbiri içine girmiş gibidir.Ayrı köyden evler birbirine komşu halindedir.Bu dağınıklığın çeşitli sosyal ve ekonomik sebepleri vardır.Dağınıklılığı yaratan en önemli sebeplerden birisi araziklrin küçüklüğü ve alanın azlığı, veyahutta kilometrekareye çok kişinin düşmesi,bu parçalanmış arazi sahiplerinin arazileri üzerine mesken kurmalarından ileri gelmektedir.Kan davaları, su temini endişesi arazinin mülkiyeti sebebiyle parçalanmış olması da bu dağınıklılığa etki eden faktörlerdendir
Yeni yorum ekle






