KORGAN HABER SİTESİ ORDU HABERLERİ KORGANIN SESİ

Makaleler

İMAN ZORLUK VE SIKINTILARLA OLGUNLAŞIR

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Yüce Rabbimiz, tüm insanları zorluk ve sıkıntılarla imtihan etmektedir. Bu zor ve sıkıntılı anlar müminler için de yazılmıştır. Fakat iman edenlerin bu zor gibi görünen olayları karşılamaları, diğer insanlarınkinden farklıdır. İman edenler her türlü olayda Yüce Yaradan’ın binlerce hayır yarattığını bildikleri için zor ve sıkıntılı gibi görünen olayları da güzellikle karşılarlar, onda da Allah’ın kendileri için hayırlar yarattığını bilirler. Bu sıkıntılar, onlar için bir güzellik ve sevinç kaynağıdır. Çünkü bu olaylar, imanlarının derinleşmesine ve Allah’a daha çok yaklaşmalarına vesile olacaktır.

Zorlu olaylar müminler için çok önemlidir. Çünkü Kuran’da bildirildiği üzere, müminler hayatlarının zor dönemlerinde sabırlı, tevekküllü davranmakla sorumludurlar. Bu sorumluluklarının farkında olan müminler, her olayı büyük bir sabır ve tevekkülle karşılar, olaylardaki hayır ve hikmetleri görmeye gayret ederler. Etrafındaki insanlara da bu üstün ahlakları ile örnek olurlar.

Allah’ın yeryüzüne insanların hidayet bulma vesilesi olarak gönderdiği elçiler, peygamberler ve salih Müslümanlar, karşılaştıkları zorluklara karşı gösterdikleri sabır ve Allah’a teslimiyetleri ile müminlere örnek oldukları Kuran’da bildirilmiştir. Örneğin Peygamberimiz (sav) ve Hz. Ebu Bekir Mekke’den Medine’ye giderken, müşriklerin onları takip etmeleri üzerine, bir mağraya sığınmışlardır. Durumun zorluğundan etkilenen Hz. Ebu Bekir’e, Peygamberimiz (sav)’in kararlı sözleri şöyledir:

“Siz Ona (Peygambere) yardım etmezseniz, Allah Ona yardım etmiştir. Hani kafirler ikiden biri olarak Onu (Mekke'den) çıkarmışlardı; ikisi mağarada olduklarında arkadaşına şöyle diyordu: "hüzne kapılma, elbette Allah bizimle beraberdir." Böylece Allah Ona 'huzur ve güvenlik duygusunu' indirmişti, Onu sizin görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkar edenlerin de kelimesini (inkar çağrılarını) alçaltmıştı. Oysa Allah'ın kelimesi, Yüce olandır. Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir.’’ (Tevbe Suresi, 40)

Yüce Rabbimiz, iman edenlerin bütün yaşamları boyunca her türlü zorluk ve sıkıntı ile karşılaşabileceklerini, bunları Allah’ın Kuran’da bildirdiği ahlakı göstererek geçirdiklerinde cennet ile ödüllendirileceklerini bildirmiştir. Bu nedenle iman edenler için bu zamanların önemi, Kuran ahlakını uygulamaları için çok büyüktür.

“Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele’’ (Bakara Suresi, 155)

Bütün insanların, karşılaştıkları zor anlar ile ilgili kafalarında iki düşünce belirir. Düşüncelerden birisi bu zorluklara karşı fedakarlıkla, cesaretle, sabırla ve tevekkül ile karşı koymaktır. Bu düşünce Allah'ın rızasına uygun olan bir düşünce şeklidir. Buna uyan kişi, karşına çıkan her türlü olayı Allah’ın rızasına uygun olarak geçirecektir. Diğer düşüncenin kaynağı ise elbette ki bütün kötülüklerin kaynağı olan nefistir. Bu düşünce şekli bütün insanların bir şekilde kötülüklere bulaşmasını ve bu kötülüklerin daha artmasını sağlar. Bu düşünceyi benimsemiş olan kimseler bütün yaşamları boyunca nefse fısıldıyan şeytana uymuş olan kimselerdir. Sonsuz merhamet sahibi olan Yüce Rabbimiz, insanları Kuran’da birçok ayette şeytanın kurabileceği tuzaklara karşı uyarmıştır.

“Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.’’ (Fatır Suresi, 6)

Şeytan insanların en azılı düşmanıdır. Onları doğru olan yollarından alıkoymak için türlü tuzaklar kurar ve oyunlar oynar. Güzel ahlak göstermelerine ve Allah’a yaklaşmalarına engel olmaya çalışır. Bu şekilde alıkoyduğu insanları kendi oluşturduğu topluluğa katar. Nefis, şeytanın insanları aldatmak için kullandığı sestir. Dolayısıyla bu ses, insana fedakarlık yapmamayı, kendi çıkarlarını düşünmeyi, merhametsiz ve anlayışsız davranmanın daha mantıklı olduğunu, her zaman böyle insanların kazanacağını fısıldar.

Bu sebeple iman edenlerin, bir zorlukla ya da şer gibi görünen bir olayla karşılaştıklarında, vicdanlarına uymalarının önemi çok büyüktür. Çünkü diğer yol, şeytanın yoldaşı olma yoludur. Bu yolda insan merhametsiz, inançsız, ikiyüzlü, çıkarlarına düşkün, kendinden başkasını sevmeyen ve düşünmeyen birisi olur. Ancak vicdanını dinleyenler zamanla Allah’a daha çok yaklaşır ve ahlaklarını daha güzelleştirirler.

“İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.’’ (Muhammed Suresi, 21)

Ayette de bildirildiği gibi, güzel ahlak göstermede önemli olan kesinlik ve kararlılıktır. Bazı insanlar zorluk anlarında güçlü, sabırlı ve kararlı davranacaklarına dair sözler verirler. Ancak çoğu zaman bu sözlerine sadık kalamazlar. İşte böyle zamanlarda Allah’a sadık olan kullar ile kararsız bir karakter sergileyen insanların durumu ortaya çıkar.

Makale: Mine ÇAKIR

Son Güncelleme ( Cumartesi, 19 Mayıs 2012 16:06 )
 

RESULLAH (SAV)’İN İNKARCILARA KARŞI KORUNMASI

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Peygamber Efendimiz (sav), Allah kendisini peygamber olarak seçmeden önce de çok akıllı, keskin görüşlü ve basiret sahibi bir insandı. Onun bu ahlakına yaşadığı kavim de şahitti ve onu çok iyi tanıyorlar, ahlakını takdir ediyorlardır. Ancak Peygamberimiz (sav), çevresindeki insanları putlara tapmaktan vazgeçmelerini söylediğinde ve onları Allah’a iman etmeye davet ettiğinde, onun üstün bir ahlak yaşadığını vicdanen kabul ettikleri halde, tebliğine uymamışlar ve inkar etmekte direterek karşı durmuşlardır. Rabbimiz, Hz. Muhammed (sav)’e yaşadığı her an hem ruhen hem de fiziksel olarak çok büyük bir güç vermiştir ve onu her an koruması altında tutmuştur.

Allah’ın Kendisi’ne elçi olarak seçmiş olduğu kişiler, insanlara iyiliği emredip kötülükten uzak durmalarını bildiren, kendilerine verilmiş sorumluluğu layıkıyla yerine getirmeye çalışan çok değerli müminlerdir. Allah’ın dinini tebliğ eden üstün ahlaklı insanlar, bu şerefli ve onurlu mücadeleleri sırasında inkar edenler, münafıklar ve müşrikler tarafından bir takım sözlü ve fiili saldırılara uğramışlardır. Fakat inkar edenler tarafından ne kadar zor durumlarda kalsalar da, sabırla ve kararlılıkla görevlerini yerine getirmeye devam etmişlerdir.

Resulullah (sav) de diğer peygamberler gibi inkar edenler tarafından yalnızca Allah’ın varlığını ve birliğini onlara bildirdiği için saldırılara uğramış, alaycı tavırlarla, iftiralarla karşılaşmış hatta ölüm ile tehdit edilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav)’in yaşamış olduğu dönemde hem Allah’ın dinini her yerde duyurmak için mücadele etmiş, hem Allah’a teslim olanları eğitmiş, hem de kendisine ve diğer iman edenlere karşı kurulan tuzaklara karşı çok zorlu bir mücadele göstermiştir.

Rabbimiz’in Peygamberimiz (sav) için yaratmış olduğu en önemli mucizelerden bir tanesi; inkar edenler tarafından o kadar çok tuzak kurulmasına, hileler düzenlenmesine, bunun için çok fazla insanın bir araya gelmesine rağmen Hz. Muhammed (sav)’in en ufak bir zarar dahi görmemesidir.

“... Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez.” (Maide Suresi, 67)

Peygamber Efendimiz (sav)’in insanları doğruya davet etmesi, insanlar üzerinden bir takım çıkarlar elde eden kişilerin makam ve mevkilerini tehlikeye soktuğu için, Resulullah (sav) ve onunla beraber iman edenler için birçok tuzak kurmuşlardır. Ancak Allah’ın yardımıyla ve korumasıyla görevini sürdüren Hz. Muhammed (sav)’e zarar veremeyince, onu tutuklayarak hapse atmak veya öldürmek gibi hain planlar yapmışlardır.

“Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır.” (Enfal Suresi, 30)

Peygamberimiz (sav)’in merhametli ve hoşgörülü olarak sürekli olarak Allah’ın dinini anlatmasına rağmen, vicdanına uymayan ve nefsinin kölesi olmuş inkarcılar, tüm imkanlara sahip olmalarına karşın, ona zarar verme konusunda başarılı olamamışlardır. Çünkü Rabbimiz, her zaman Peygamber Efendimiz (sav)’i koruması altında tutmuş, ona güç ve destek sağlamıştır. Hadislerde ve ayetlerde inkar edenlerin her fırsatta onu öldürmek istedikleri ve bunun için çok donanımlı planlar kurdukları anlatılmaktadır. Tüm bunlara karşın, Resulullah (sav)’in yenilgiye uğratılamaması hiç şüphesiz ki, Allah’ın yaratmış olduğu mucizelerdendir.

Makale :Mine ÇAKIR

 

Her an mutlu ve kaliteli bir yaşam sürmek (makale)

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

Birçok insan her zaman sürekli mutlu olmanın imkansız olduğunu düşünür. Bir insanın her an mutlu olması, neşe içinde davranması, her an fedakar olması birçok insana hayal gibi gelir. Küçük yaştan itibaren devamlı olarak insan beynine telkin edilen düşünce; insanların her durum karşısında farklı tavır göstermesi gerektiğidir. Örneğin, işinde başarısını artıran bir kişi doğal olarak mutlu olacakken, başına olumsuz gibi görünen bir şey gelince hemen üzülmek zorundadır. Eğer üzüleceği yerde “bunda bir hayır var” deyip şevkli davransa birçok insan buna garip gözle bakar. “Üzüleceği yerde seviniyor” deyip farklı tepkiler verirler. Halbuki bu tamamen yanlış bir fikirdir. Allah insanlara farklı görüntüler yaratıp denemekte ve nasıl tepki vereceklerini görmektedir. İnsan bu görüntülere karşı tevekküllü davranıp şevkle yaklaşırsa bu hem insanın dünya hayatı için, hem de ahreti için hayırlı olur.

Toplumda yaşanan fikrin aksine aslında her olay şevk kaynağıdır. Fakat insana telkin edilen fikirler farklı olduğundan, insan hemen duygusal bir hal alıp üzülmesi gerektiğini düşünür. Şeytanın etkisiyle böyle bir ruh hali içerisine giren insanlar bir süre sonra duygusallığı sessiz bir dil olarak kullanmaya başlarlar.

Kuran ahlakı yerine bu kötü düşüncelerle hareket eden insanların varlığını Allah Kuran’da açıklamıştır. İçindeki duygusal tavrı dinleyen insanlar şeytana uymuşlardır. İnsanın zorluklarla karşılaştığında ağlaması, kapalı ruh haline girmesi ve kimse ile görüşmek istememesi gibi davranışlar Kuran’dan uzak insanlar için normal ruh haline dönüşür. Açıkça şeytanın telkinine giren bu tarz fikirler Kuran’da yasaklanmış ve akıllıca düşünen bir insanın bundan kaçınması gerektiği anlatılmıştır. Bu ruh halinin devamında akıl tamamen kapanıp ruh dengesizliklerine, psikolojik bunalımlara kadar gitmektedir. Bu durum da toplumda sağlıklı düşünemeyen bireylerin oluşmasına ve kötülüklere yol açmaktadır.

Tüm bu davranışlar toplumda yerleşik düzenin bir paçasıdır. İnsanın bundan sıyrılması ve terk etmesi son derece kolaydır. Allah Kuran’da mutlu olmanın nasıl olacağını açıklamış ve insanları bu yola davet etmiştir. Bir Kuran ayetinde; …Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur. (Ra'd Suresi, 28) buyrulmaktadır. Kalbi sadece Allah sevgisi ile tatmin olan bir Müslüman, her an şevkli ve heyecanlıdır. Bunun sebebi sadece Allah’ı anması ve her an O’ndan razı olmasıdır. Başlarına gelen durum ne olursa olsun bu heyecanlarını kaybetmezler ve mutmain bir kalp ile yaşarlar. Hastalık, zenginlik, fakirlik gibi farklı durumlarda inişli çıkışlı bir ruh halinde olmazlar. Tüm bunların insanlara garip gelmesinin sebebi ise insanların bu telkinden kurtulamamaları ve adeta bu ruh halinin onlara cazip gelmesidir. Her an ağlamaya yönelik konuşmalar, sinirli ruh hali, sürekli yüksek sesle konuşmak gibi tavır bozuklukları her zaman bu insanların yaşadığı ruh halinin bir parçasıdır. Duygusal tavırlar kendini sadece melankolik tavırlarla değil, kalitesiz bir yaşamla da gösterir. Espri anlayışından ses tonuna, her an şikayetçi olan bir ruh halinden basit konuları abartan ve saatlerce bunu konuşan, bunu düşünen bir hayata kadar bu kalitesiz yaşam onların günlük hayatının bir parçasıdır. Kuran’da çok açık hüküm olmasına karşın böyle bir yaşamın toplumların çoğunda olması, insanın üzerinde düşünmesi gereken çok önemli bir konudur. Her an mutlu olan bir insan onlara çok garip gelebilir, fakat asıl olması gereken budur.

Bu kadar açık olan ve samimice düşünüldüğü zaman hemen kavranacak olan bu güzelliği görmemeye çalışmak insanın hayatı için yapacağı en büyük yanlıştır. Dünyada mutlu olmak ve bunu sonsuza kadar yaşamak Allah’ın dilemesi ile mümkündür. Tüm hayatını Allah rızası için yaşayan Müslümanlar sürekli mutluluğu yaşayıp ahirette de cennetle müjdelenirken, bunları dikkate almayıp nefislerine uygun bir yaşam sürenler ise hüsrana uğrayacaklardır. Bu hüsranlığı dünyada yaşamaya başlayacaklar ve ahirette ise en şiddetlisi ile yaşayacakladır.

Hayır, kim (güzel davranış ve) iyilikte bulunarak kendisini Allah'a teslim ederse, artık onun Rabbi Katında ecri vardır. Onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 112)

Makale: Mine ÇAKIR

 

Şeytanın sinsi tuzağı: kalplere kuşku vermek (makale)

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 2
ZayıfEn iyi 

“Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalbler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.” (Rad Suresi, 28)

 

Allah tüm insanları temiz bir akılla düşünebilecek özellikte yaratmıştır. Ancak insan şeytan ve şeytanın sesi olan nefsinin kışkırtmalarını dinlediğinde sağlıklı düşünemeyebilir. Dolayısı ile olaylardan olumsuz yönde etkilenir. İşte bazı insanların sağlıklı düşünmesini engelleyen en önemli etkenlerden biri kuşkudur. Aslında kuşku, şeytanın insanları Allah’ın dosdoğru yolundan alıkoymak için kullandığı sinsi bir tuzaktır.

 

Bazı insanlar şeytanın kendilerine etki edebileceğini anlamak istemezler. Oysa şeytan ile aynı evrende yaşamaktayız. Biz içinde olduğumuz boyut dolayısıyla onu göremeyebiliriz. Fakat şeytan devamlı bir faaliyet içindedir. Bu nedenle insan, şeytanın üzerinde bir etki oluşturup oluşturamayacağını düşünmelidir. İnsanın şeytanın etkilerini anlayabilmesi için ayrıntılı bir araştırma yapmasına dahi gerek yoktur. Çünkü insanın kalbinde bir sıkıntı, bir endişe veya kuşku gibi olumsuz duygular varsa bunlar şeytanın telkinleridir. Şeytan, sinsi telkinleriyle insanların kalbinde huzursuzluk oluşturur. Oysa Allah insanların kalbine huzur, ferahlık verir. Şeytan, insanları Allah’ı ve tecellilerini düşünmekten, salih amellerde bulunmaktan uzaklaştırmak için onları kuşkucu bir ruh haline sürükler. Sonsuz akıl sahibi olan Allah, şeytanın insanları Kendi yolundan saptırmak için ettiği yemini bir ayette şöyle bildirir:

"Onları -ne olursa olsun- şaşırtıp-saptıracağım, en olmadık kuruntulara düşüreceğim ve onlara kesin olarak davarların kulaklarını kesmelerini emredeceğim ve Allah'ın yarattıklarını değiştirmelerini emredeceğim." Kim Allah'ı bırakıp da şeytanı dost (veli) edinirse, kuşkusuz o, apaçık bir hüsrana uğramıştır." (Nisa Suresi, 119)

İnsanlar yaşadığı sürece ayette ifade edilen kuşkulara karşı dikkat etmelidirler. Çünkü insan zayıf bir imana sahipse bu kuşkuların etkisiyle Kuran ahlakından uzaklaşabilir. Kişi, özünde güzel ahlak göstermeye yatkın olabilir fakat buna rağmen şeytanın aklına telkin ettiği düşünceler içinde boğularak kendisini din ahlakını yaşamaktan uzaklaştırabilir.

Kuşku insana yarar sağlamaz, sadece zarar verir. Kuşku insanın ne ruhuna, ne bedenine, ne de maneviyatına en ufak bir yarar sağlamaz. Aksine hepsine zarar verir. Kişi, olayların güzelliğini, hayır ve hikmetle yaratıldığını düşünemezse, sürekli vesveseli bir ruh haliyle yaşar. Allah’a yakınlaşmak için kullanacağı vaktini boş ve amaçsız işlerle geçirir. Oysa iman eden bir insan Allah'ı anarak, Kuran ahlakını uygulama konusunda dikkatini açık tutarak kuşkudan uzak durmalı ve Allah’ın iman edenler için her şeyi güzellikle yarattığını bilmelidir.

Allah’ın izniyle, Kendisi’ne iman eden insanlar üzerinde şeytanın hiç bir etkileyici gücünün olmadığı Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

"Gerçek şu ki, iman edenler ve Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı-gücü yoktur. Onun zorlayıcı-gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir." (Nahl Suresi, 99-100)

Makale: Mine ÇAKIR

 

İnsan sorumluluklarını bilen bir yetenekle yaratılmıştır (makale)

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 4
ZayıfEn iyi 

Yüce Rabbimiz, birçok canlı yaramıştır. Ancak bunlar arasında bilinci ve şuuru olan tek canlılar insanlardır. Yeryüzünde yaratılmış olan her şeyi idrak edebilecek, Allah’ın varlına ve birliğine karar kılabilecek ve O’nun yeryüzünün tek hakimi olduğunu anlayabilecek bir yetenekle yaratılmışızdır.

İnsanın bu özelliklere sahip olarak yaratılmasının bir sebebi vardır. Yüce Rabbimiz, insanlara bir takım sorumluluklar vermek için onlara bu özellikleri vermiştir. Çünkü insan şuur sahibi olması nedeniyle, Allah’ın varlığını birliğini, yeryüzünde yalnızca O’na kulluk etmesi ve yalnızca O’nun rızasını kazanması gerektiğini anlar. Kuran’da her şeyin gerçek hakiminin Yüce Allah olduğu şöyle buyrulmuştur:

"Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır. O'nun nasıl bir çocuğu olabilir? O'nun bir eşi yoktur. O, herşeyi yaratmıştır. O, herşeyi bilendir. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Herşeyin yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. " (Enam Suresi, 101-102)

Bazı insanlar kendi mantıklarına göre binlerce mutlu olma yolu denerler. Ancak hiç birinden istedikleri hazzı alamazlar ve her seferinde başa geri dönerler. Çünkü insanları mutlu edecek ve huzurlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak olan tek yol Allah’ın gösterdiği yoldur. Allah’ın rızasını kazanmak için çalışmak, yalnızca Allah’a kulluk etmek, O’nun emirlerini titizlikle yerine getirmek insanları istedikleri mutluluğa ulaştıracaktır.

Bazı insanların bu gerçeği bilmemeleri veya bildikleri halde uymamaları, toplumda birtakım bozuklukların ortaya çıkmasına neden olur. Ahlaki yönden bozulma, insan ilişkilerinde körelme, güçlünün her zaman kendisini düşünmesi ve zayıf olanı ezmesi, gaddarlık, vicdansızlık, düşmanlık gibi birçok kötülüğün toplumda baş göstermesine neden olur. Sonuçta insanlar kimseye güvenemez, huzur içinde yaşayamaz ve adeta paranoyak bir yaşam sürmeye başlarlar. Toplumdaki bu bozulmalar, ülkelerin hatta tüm dünyanın barış içinde huzurlu bir yaşam sürmesine engel olur. İnsanların böyle Allah’ın hoşnutluğu yerine, kendi isteklerine göre yaşam sürmelerinden dolayı tüm dünyada ortaya çıkabilecek olan tehlike Kuran’da şöyle bildirilmiştir:

"Eğer hak, onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olsaydı hiç tartışmasız, gökler, yer ve bunların içinde olan herkes (ve herşey) bozulmaya uğrardı. Hayır, Biz onlara kendi şan ve şeref (zikir)lerini getirmiş bulunuyoruz, fakat onlar kendi zikirlerinden yüz çeviriyorlar. " (Müminun Suresi, 71)

İnsanların birçoğunun farkında olduğu ve bazılarının isyan ettikleri bu bozulmalar yalnızca kendi isteklerin yerine getirmelerinden dolayı oluşmaktadır. Başka varlıkları Allah’a ortak koşmaları, yeryüzünde sonsuz olacakmış gibi metalara aldanmaları ve her zaman en fazlasına sahip olmak için çaba göstermeleri bu uğurda karşısına çıkan bütün engelleri Allah’ın hoşnut olmayacağı bir tarzda aşmaları, zayıf olanları ezmeleri gibi davranış bozuklukları bu bozulanın nedenleri arasındadır.

Güçlü bir Allah inancına ve Allah korkusuna sahip olmadan önce bu bozulmalara engel olunamaz. İnsanların yaşadıkları hayatın yanlış olduğunu ve kendilerini korkunç bir sona taşıdığını görmeleri için Allah’ı gereği gibi tanıyıp, hakkıyla takdir edebilmeleri gerekmektedir. Allah’ın emirlerine uygun bir yaşam sürmek ve yalnızca O’nun rızasını kazanmak için çaba göstermek, bütün insanların hem dünyadaki hem de ahiretteki hayatları için kesin kurtuluşun tek yoludur.

"Allah, rızasına uyanları bununla (Kuran ile) kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir. " (Maide Suresi, 16)

Makale :Mine ÇAKIR

 
  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  4 
  •  5 
  •  6 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 / 6

Anket

Korgan ve çevre köy yolları yeterlimi.?
 

İstatistikler

mod_vvisit_counterZiyaretçi990
mod_vvisit_counterDün En Fazla1153
mod_vvisit_counterBu Hafta2143
mod_vvisit_counterBu Ay22089
mod_vvisit_counterToplam Tekil817204

Çevrim içi üye

Şu anda 32 konuk çevrimiçi

© Copyright 2007-2011 Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
KORGANIN SESİ YEREL HABER www.korganinsesi.com Haber İhbar Msn:korganinsesi@hotmail.com Haber Merkezi Pendik/İstanbul Tel& Fax: 0216 397 52 64